İçeriğe geç

Shawn Levy ve Ryan Reynolds'dan "Son Derece Kişisel" Bir Film: The Adam Project

The Adam Project BTS

Yönetmen Shawn Levy ve yıldız oyuncu Ryan Reynolds, yeni Netflix filmi The Adam Project üzerinde çalışırken Geleceğe Dönüş ve E.T. gibi geçmişin gişe rekortmeni filmlerinden ilham alma ve bu klasiklere saygı duruşunda bulunma fırsatını elde etmiş. Bu aksiyon macera filminin yapımcılığını da üstlenen ikili, Reynolds'ın tabiriyle aynı zamanda "son derece kişisel" bir hikâye anlatma imkânını yakalamış.

Levy ve Reynolds, 11 Mart'ta yayınlanacak olan The Adam Project'in kişisel öneminden, aralarındaki eşsiz yaratıcı iş birliğinden ve nostaljinin gücünden bahsediyor.

Shawn ve Ryan, The Adam Project Gerçek Kahraman'ın ardından ikinci yaratıcı iş birliğiniz. Yeniden birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Shawn Levy: Gerçek Kahraman için yaptığımız ilk toplantıdan itibaren Ryan ile sadece yönetmen ve oyuncu olarak değil, yapımcı olarak da harika bir yaratıcı ortaklık kuracağımız belliydi. İkimiz de elimizdeki materyali aynı titizlikle daha iyi hâle getirmenin yollarını arıyoruz ve o da projelerine benim kadar önem veriyor. Yani gerçekten kardeş gibi olduğumuzu söyleyebilirim.

Ryan Reynolds: Gerçek Kahraman'ı tamamlar tamamlamaz "Şimdi ne yapabiliriz?" diye düşünmeye başladık. Bir gün, Skydance'in başkanı David Ellison aradı ve "Oraya geliyorum." dedi. Ardından New York'taki evimin kapısında belirip bana bu senaryoyu verdi ve hikâye hakkında uzun uzun konuştuk. Daha senaryoyu bile okumadan bana cazip gelen bir ana fikri vardı ve çekimler devam ederken bu fikir iyice olgunlaştı. The Adam Project her bakımdan tam aradığımız şeydi. Üslup ve hissiyat açısından Gerçek Kahraman'dan farklıydı. Ancak geniş kapsamı ve birçok izleyiciyi memnun edecek olmasıyla, ikimizin de sevdiği türden bir hikâyeydi. 

Hikâyenin sizin için en cazip yanı neydi?

Levy: Beni en çok cezbeden fikir şuydu: Kendi geçmişinizle barışabilseydiniz ne olurdu? Bir yetişkin olarak geçmişe dönüp genç hâlinizle ve büyürken sizi anlayamayan ebeveynlerinizle barışmak nasıl bir şey olurdu? Bir ömür boyu edindiğiniz bilgelik ve bakış açısıyla geçmişe dönüp ebeveynlerinizle yeniden bağlantı kurabilseydiniz ne olurdu? Ebeveynlerimizi genellikle kendi hikâyemizdeki kusursuz karakterler ya da can düşmanlarımız olarak hatırlarız. Oysa çoğu zaman bunların hiçbiri doğru değildir.  

Reynolds: Film benim için son derece kişisel bir anlam taşıyor. Babamı yıllar önce kaybettim ve uzun süredir kendime onunla ilgili anlattığım hikâyeler aracılığıyla eksikliklerimi ve kusurlarımı anlamaya çalıştım. Ancak bunların sadece hikâyeler olduğunu kabullendiğimde, kötü biri olduğu veya baba olmayı beceremediği için değil, öldüğü için ona kızgın olduğumu fark ettim. Babama karşı öfkemin asıl nedeni onun ölmüş olmasıydı. Bu nedenle, karakterim Adam'ın geçmişe dönüp babasını sadece hayattayken değil, kendisiyle aynı yaştayken de görebilmesini çok ilginç buldum. Bir anlığına da olsa birbirlerini baba-oğul gibi değil, iki akran gibi görebiliyorlar.

İkiniz açısından da bu kadar kişisel önemi olan bir hikâyenin senaryosunu nasıl revize ettiniz?

Levy: Senarist Jonathan Tropper ile Ryan’ın New York'taki evinde buluştuk. Üçümüz babalarımızla olan ilişkilerimiz hakkında saatlerce konuştuk ve daha derinleştirebileceğimiz veya daha eğlenceli olabilecek fikirler önerdik. Çok geçmeden evrensel bir tema üzerine odaklanmaya başladık: Babalarına karşı öfkeleriyle boğuşan erkekler, insanca kusurları için onları bağışlayana kadar mutlu birer yetişkin olmayı beceremiyor.   

Reynolds: Etrafımızdaki dünyayı anlamlandırmak için kendimize anlattığımız hikâyeler, benim çok sevdiğim bir fikirdi. Üstelik oldukça iyi bir senaryo ekibi oluşturduğumuzu fark ettik. Harika vakit geçirdik ve o günlere geri dönmeyi çok isterdim! Bana babamla bahçede top oynadığımız zamanları hatırlattı. Hikâyeye şekil vermek zorlu ve bunaltıcı bir süreç olsa da, birlikte geçirdiğimiz zamanlar gerçekten çok özeldi. 

Levy: Üstelik Ryan bu hikâyeye kendinden çok şey kattı. Filmde Ryan'ın karakteri ile Jennifer Garner'ın canlandırdığı annesi arasında geçen çok güzel bir sahne var. Bu, aslında Ryan'ın kendi annesiyle ilgili son derece dokunaklı duygularının dışa vurumu. Ayrıca sadece eğlenceli ve masalsı olduğu için tartışılan fikirler de vardı. Mesela, ya başka bir zaman diliminden gelen askerler öldükleri zaman dijital görünümlü şekerlemeler gibi patlasalardı? Bu harika olmaz mıydı? 

The Adam Project için nelerden ilham aldınız?

Levy: O son derece nostaljik Amblin filmlerinden kesinlikle esinlendim. Dileklerin gerçekleştiği, bol maceralı, komik ve içten hikâyeleriyle onlar bana göre ideal filmler. Açıkçası hikâye anlatımımız ve film sektörü öyle bir noktaya evrildi ki, artık ya herkese hitap eden gişe filmleri çekiliyor ya da önemli ve ses getiren büyük fikirler ele alınıyor. Oysa hayranı olduğumuz eski filmler bir şekilde bunların ikisini de bir araya getirmeyi başarıyordu. Geleceğe Dönüş bu tür bir filmdi. E.T. de öyle.  

Reynolds: Nostalji dünyanın en etkili uyuşturucusudur. O filmlerin izinden giden bu film de alaycı bir anlatının yerine komedi ve eğlence soslu mucizevi bir dünya ve müthiş bir duygu yoğunluğu sunuyor. Ayrıca aksiyon ve maceranın dozu da harika. O klasikler gibi bir film yapmak hiç kolay değildi ama ikimiz açısından da son derece kişisel bir hikâye olduğu için denemeye değerdi. Şu ana dek yer aldığım filmler arasında, benim hayatımı The Adam Project kadar iyi yansıtan çok az film vardır.

The Adam Project, 11 Mart'ta Netflix'te yayınlanacak.