Toplumsal Etki
26 Şubat 2021Yaratıcılıkta Eşitlik için Netflix Fonu toplumun farklı kesimlerinden gelen yeni nesil öykü anlatıcılara yatırım yapacak
2013 yılında House of Cards ve Orange Is the New Black gibi ilk dizilerimizi yayınladığımızda başka hiçbir platformda bulunmayan öyküler anlatmayı hedeflemiştik. Sadece içeriklerimizin değil ekrana taşıdığımız insanların ve kültürlerin de çeşitlilik göstermesini istedik.
İçerik kapsamımızın filmler ve belgesellerle genişlemesiyle birlikte sınırları zorlamaya devam ederek Laverne Cox, Rachel Morrison, Yance Ford ve Dee Rees gibi geleneksel olarak yeterli düzeyde temsil edilmeyen topluluklardan gelen yeteneklerle birlikte birçok ilki gerçekleştirdik. Dear White People, When They See Us, Atypical, Master of None ve Hannah Gadsby: Nanette gibi öyküler ekranda kendilerine benzeyen karakterleri sık göremeyen seyirciler arasında büyük yankı uyandırdı. İlerleme kaydettiğimizi düşünsek de acaba gerçekten ilerleme kaydedebildik mi ve bu ilerleme yeterli miydi?
Bu soruya yanıt bulmak amacıyla USC Annenberg Kapsayıcılık İnisiyatifi'nin kurucusu ve yöneticisi Dr. Stacy L. Smith'ten 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan iki yıllık süre içinde yapımı ABD'de gerçekleşmiş olan film ve dizilerimizi incelemesini istedik. Smith ve ekibi, sektör genelindeki yapımların cinsiyet, ırk, LGBTQ+ kimlikleri ve engellilik gibi çeşitlilikleri ekrana nasıl taşıdığını inceleyen Inequality in Popular Films (Popüler Filmlerdeki Eşitsizlik) raporlarıyla tanınan, bu alanda önde gelen araştırmacılardır.
Bu çalışmanın sonucunda bugün yayınlanan USC Annenberg raporu; kamera önündeki yeteneklerimizi, yaratıcılarımızı, yapımcılarımızı, senaristlerimizi ve yönetmenlerimizi bir bütün olarak analiz ediyor. (Raporun özetini burada, tamamını ise burada okuyabilirsiniz.) Şeffaf bir yaklaşım için raporu sizlerle paylaşıyoruz. Bu veriler sayesinde kapsayıcılık konusunda ilerleme kaydedip kaydetmediğimizi görebiliyoruz. Rapora göre, Netflix'in temsil konusunda yıldan yıla gelişme gösterdiği gayet açık ama önümüzde gidilecek uzun bir yol var.
Dizi ve filmleri analiz ederken kullanılan 22 kapsayıcılık ölçütünden 19'unda yıldan yıla ilerleme sağlandığı görülüyor. Filmlerimizi yönetmeleri için kadınları işe alma konusunda sektörün ilerisindeyiz, farklı etnik kökenlere sahip kadın yönetmenlerle çalışma konusunda da öndeyiz. Dizi ve filmlerimizi hayata geçirme alanında da kadın yaratıcılara sektör ortalamasının üzerinde fırsat sunuyoruz. Dizi ve filmlerimizin genelinde başrollerde cinsiyet eşitliğini yakaladık. İncelenen iki yıl içerisinde siyahiler başrollerde, yardımcı rollerde ve ana oyuncu kadrosunda orantılı temsil için gerekli sayının üzerine çıkmış görünüyor. Ancak çalışmanın kapsadığı iki yıllık süre içinde tüm ırk ve etnik grupların temsili konusunda bir ilerleme sağlanamadı. Örneğin Latin, Orta Doğu veya Kuzey Afrika kökenli ya da Amerika/Alaska yerlisi ve Hawaii/Pasifik Adaları yerlisi topluluklara baktığımızda bu grupların dizi ve filmlerdeki temsilinde ABD nüfusundaki oranlarına kıyasla ciddi bir yetersizlik olduğunu görüyoruz. Ayrıca LGBTQ topluluğunun ve engelli karakterlerin temsili konusunda da daha çok çaba sarf etmemiz gerekiyor.
Bu yeni çalışma ve Dr. Smith'in yıllardır devam eden diğer araştırmaları, kamera arkasındaki kapsayıcılığın, kamera önündeki kapsayıcılığı önemli ölçüde artırdığını gösteriyor. Kamera önündeki ve arkasındaki kapsayıcılık ise bu öykülerin hayat bulmasında rol oynayan Netflix yöneticilerinin çeşitliliğine bağlı. Yakın zamanda Netflix çalışanlarına ilişkin ilk Kapsayıcılık Raporumuzu yayınladık. Geçtiğimiz yıllarda, gerçek bir değişim için, işimize bir "kapsayıcılık lensi"nden bakmamız gerektiğini öğrendik. Bu lens bizi "Kimin görüşü eksik?", "Bu gerçekçi bir tasvir mi?", "Kim temsil edilmiyor?" gibi soruları daha fazla sormaya itiyor. Kapsayıcılık lensi, şirketin farklı seviyelerinde kimlerin işe alındığını ve üyelerimiz için hazırladığımız öyküleri doğrudan etkiliyor.
Bu konuda ilerleme sağlamak için yeterli düzeyde temsil edilmeyen topluluklardan gelen insanlara seslerini duyurma fırsatı vermemiz gerekli. Ayrıca kapasite ve yetenek uçurumunu kapatmak amacıyla hedefe yönelik eğitim programları sunmaya çalışıyoruz. Bu doğrultuda bugün Yaratıcılıkta Eşitlik için Netflix Fonunun oluşturulduğunu duyurmanın heyecanını yaşıyorum. Önümüzdeki beş yıl boyunca, yetersiz temsil edilen toplulukların televizyon ve film sektöründe başarıya ulaşmasını sağlama konusunda köklü bir geçmişi olan kuruluşlara ve dünya genelindeki yeni yetenekleri belirlememize, eğitmemize ve işe yerleştirmemize yardımcı olacak özel Netflix programlarına 100 milyon dolarlık yatırım yapacağız.
Bu yeni fon, genç yetenekleri bulma ve eğitme amaçlı diğer yatırımlarımızı tamamlayıcı nitelikte. Daha önce siyahi yaratıcıların yetiştirilmesine yardımcı olmak üzere Ghetto Film Okulu, Film Independent’s Project Involve, Firelight Media ve Black Public Media'ya finansal destek sağlamıştık. Ayrıca Los Angeles Uluslararası Latin Film Festivali kapsamında sağlanan ve Afrika kökenli Latinlere danışmanlık sunan Latinx Inclusion Fellowship Series'e (Latin Kapsayıcılık Burs Serisi) katkıda bulunmuştuk. ABD dışında da benzer çabaları destekledik. Kanada'da yerli yönetmenleri, yapımcıları ve Kiley May gibi senaristleri desteklemek üzere imagineNATIVE ile birlikte bir danışmanlık programı oluşturduk. Birleşik Krallık'ta Top Boy ve Brezilya'da %3 gibi dizi setlerinde eğitim programları geliştirme üzerinde çalışıyoruz. Her iki dizi de farklı geçmişlerden gelen yönetmen adaylarını sete davet ederek onların film yapım sürecini yerinde izlemesini sağladı.
Dr. Smith ve USC ile iş birliğimize devam ederek 2026'ya kadar her iki yılda bir rapor yayınlayacağız. Dr. Smith, bu kadar çok nüansa sahip başka bir nicel araştırmadan haberdar olmadığını, bu araştırmanın tüm sektör için çıtayı yükselttiğini ve kapsayıcılık konusunda değişim için şirket içi denetimin kritik önemde olduğunu söylüyor. Dünyanın farklı yerlerinde de benzer araştırmalar yapmayı hedefliyoruz. Böylelikle hem kendimiz hem de sektör geneli için bir kıstas oluşturmayı umut ediyoruz.
Tüm bu çabaların Dr. Smith'in uzun süredir gerçekleşmesi için mücadele ettiği değişimi hızlandıracağına ve eğlence sektöründe uzun soluklu bir kapsayıcılık mirası oluşturacağına inanıyoruz. Öykü anlatıcılığındaki büyük değişimin henüz çok başındayız. Müthiş öyküler dünyanın her yerinden gelebilir, herhangi biri tarafından yaratılabilir ve herkes tarafından sevilebilir. Umudumuz, geldiğimiz noktayı daha iyi anlayarak hem Netflix'te hem de sektör genelinde değişimi teşvik etmek.
